Sosyolojinin alt okuma alanı olan sanat sosyolojisi, toplumları anlama noktasında sosyal bilimcilere yeni bir perspektif sunmaktadır. Sanatı anlamak ve analiz etmek; toplumların oluşum, değişim ve dönüşümleri hakkında bilgi sahibi olmak demektir. Çünkü her sanatın üretim aşaması; meydana geldiği toplum ile bir ilişki içerisindedir. Sanat, varoluşsal yapısını toplumun etimolojisinden almaktadır. Başka bir deyişle sanatçının ortaya koyduğu sanat eseri, sanatçının topluma bakış açısına ve değişen gündelik hayatına göre şekil almaktadır. Çünkü sanat eserleri sanatçıdan bağımsız şekilde üretilemez ya da sanatçının düşünsel ve yaşamsal alanından ayrı şekilde var olamaz [2].
| Vincent van Gogh-Öğlen Molası [5] |
Sanatın toplum ile kurduğu bağlantıyı sosyolojik perspektiften yorumlayan sosyologlar, sanatın sadece güzel olma ve haz uyandırmanın ötesinde, toplumsallığın görünürlük alanındaki çeşitli anlamları barındırmasından dolayı da sosyolojinin konuları arasında yer edindiğini söylerler. Bu yüzden sosyoloji, toplumsal üretimini sanat üzerinden yeniden inşa etmektedir. Sosyoloji aynı zamanda yeniden inşa sürecinde değişen toplumların kültürü, dini, sosyo-ekonomisi hakkında bilgi verme özelliğine sahiptir. Bu sebeplerden dolayı sanat, toplumsallığı yorumlama ve açıklama da sosyolojinin temel çalışma konularından biri haline gelmiştir [2].
Çeşitli toplumlar ekseninde değişen sanat anlayışı, toplumsal değişmeler etrafında sadece bireysel ya da öznel olarak değerlendirilemez. Müzik, dans ve resim gibi sanat eserleri toplumların değerlerini, normlarını ve ritüellerini temsil etmektedir. Başka bir ifadeyle her sanat eseri toplumsal iz düşümünün birer göstergesini resmetmektedir. Aynı zamanda toplumsal yaşamı sağlamlaştıran ve örgütleyen bir yapıya sahiptir. Bu yüzden sanat icrasının gerçekleşmesi, toplumun yapısını okumayı da gözler önüne sermektedir [2].
Sosyologlar, sanat sosyolojisinin diğer sanat dalları ile olan bağlantısını en çok sinema, dans, tiyatro ve fotoğrafçılık alanlarında değerlendirirler. Sanat sosyolojisi açısından hangi sanat dallarının yer almasına dair sorunsallıklar, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren baş göstermeye başladı. Bunun temel sorun olmasının altında yatan etken ise popüler kültür ile yüksek kültür arasındaki benzerlik ve farkların görünmeye başlanmasıdır. Burada yüksek kültür ve popüler kültür arasındaki benzerlik ve farkları kavrayabilmek için bu iki kavrama değinmek gerekmektedir.Yüksek kültür, bir toplumun genel kültür özellikleridir. Toplumun her kesimince bilinir ve önemsenir. Örneğin: tiyatro, bale, güzel sanatlar, şiir yüksek kültüre girer [10]. Popüler kültür ise belli bir dönemde geçerliliğini sürdüren, hızlı üretilen ve hızlı tüketilen kültür ögeleridir [8]. Bu yüzden sanat dallarının onaylanmasının popüler kültürün normları dahilinde belirlendiği söylenebilir [2].
Sanat sosyolojisinin temel perspektifinde; toplum ve sanat bağlantısının karşılıklı etkileşimi, sosyologların inceleme alanında analiz edilmektedir. Bu analiz noktasında sosyologlar çeşitli konular, teoriler ve metotlar ekseninde inceleme alanını oluşturmaktadırlar. Sanat sosyolojisinin sorunları çerçevesinde sanatın üretim boyutu, sanatın dağıtımı/aracılığı ve sanatın kabulü olmak üzere üç araştırma alanı ekseninde analiz edilir. Başka bir ifade ile sanatın üretimi esnasında toplumsal şartlar ve toplumun temelleri sanatın inceleme alanını oluşturmaktadır. Bu inceleme alanı “Sanatçı hangi yöntemle çalışmaktadır ve kimler sanatçıdır?” soruları etrafında açıklanabilir. Sanatın dağıtım araçlarının, örneğin CD’nin, dinleyen kişilere nasıl ulaşıldığı incelemesi yapılır. Son aşama olarak sanatın kabulü çoğunlukla halk tarafından onaylanan bir durum olarak incelenmektedir. Başka bir deyişle örneğin kim ya da kimlerin hangi müziği dinlediği ve hangi kitabı okuduklarının istatistiksel belirlenmesi yapılmaktadır. Sanat eserlerini sanat sosyologları açıklarken bu üç araştırma alanı etrafında incelenmektedir [2].
Sanat, bireysel olduğu kadar sosyolojiktir. Sanatın, toplumun içerisindeki insanda nasıl eridiğini örneklemek için Vincent van Gogh’un sanat aşkına değinmek istedim.
Vincent van Gogh (1853-1890)
Van Gogh, Hollandalı bir ressam. Babası tutucu bir din adamıydı (protestan rahibi). Oğlunun da kendisi gibi olmasını istiyordu. Van Gogh, bunu bir ölçüde başarıp vaiz oldu. Ama bu süreç çok sıkıntılıydı. Konuşma yeteneği çok da iyi değildi bu yüzden de vaiz olması istenmiyordu. Fakat ısrar etti ve “İstediğiniz yere gönderin beni, kimsenin gitmek istemediği yerlere giderim.” dedi. Sonrasında Belçika’nın kömür madenleriyle ünlü Boringa bölgesine gönderildi. Van Gogh’un burada yaşadığı hayat koşullarından ve çevresinden etkilendiği bariz bellidir. Eserlerinden biri olan “Kömür Taşıyan Kadın Madenciler”ini burada yapmıştır. Bu eser, toplumun ve sanatın nasıl bir ilişki içinde olduğunun bir göstergesi olabilir.
Aşırı hareketleri vardı, fazla heyecanlıydı, çizilen yolun dışına çıkıyordu ve bu sebeplerden dolayı da vaizlik görevi çok uzun sürmedi. Görevi bittikten sonra da orada kalmaya devam etti. Belçika’ya vaiz olarak gönderilen Van Gogh çok değişmişti, kiliseye gitmiyordu artık. Tanrıyı sorgular gibi laflar ediyordu, bu durum eski rahip olan babasını çok rahatsız etti [1].
Vaizlik bittikten sonra yönünü iyice sanata yöneltti. Van Gogh, Jean François Millet’yi çok seviyordu. Onun resimlerinde kendinden parçalar buldu, “Tohum Eken Adam/Ekici” resmini beş kez kendi çizgileriyle yeniden yaptı [1].| Jean-François Millet/The Sower/1850 [1] |
| Vincent van Gogh/The Sower/1889 [1] |
Sonrasında 5 yaşında bir kızı olan, son derece fakir bir kadınla tanışıp onunla yaşamaya başladı. Van Gogh fakirdi, hiçbir resmi satılmamıştı ve kardeşi Theo’nun yardımlarıyla geçinmeye çalışıyordu. Theo’ya “Kimi kez kuru ekmeğimi kendim kazandım, kimi kez de bir dost, yüreğinin iyiliğinden, bir dilim ekmeği bana verdi. Elimden nasıl geliyorsa öyle yaşadım; iyi, kötü, gelişigüzel.” demişti. Kadın da yalnızdı Van Gogh da. Sadece sohbet etmek bile onlara iyi geliyordu. Theo’nun gönderdiği paraları Van Gogh ağırlıklı olarak resimleri için harcıyordu. 1887’de Pere Tanguy portresini yaptı.
|
Vincent van Gogh/ Pére Tanguy’un Portresi/1887 [9] |
Baba Tanguy. Tanguy’un resminin fonunu Japon desenleriyle tamamladı [1].
Paul Gauguin ile Paris’te tanışıp dost oldular. Van Gogh aynı resim aşkını onda da gördü. İkisi de Paris ve oradaki sanat çevrelerinden sıkılmıştı. Devamında Gauguin, Britanya’ya gitti, Van Gogh da Arles’e. Arles’te bir oda edinmişti kendisine ve bir oda da Gauguin için hazırlamıştı. Ayçiçeği resimleriyle süslüyordu o odayı. Bir gün Gauguin’in yanına geleceğini düşünüyordu hep [1].
Geceleri tek başına yürüyüşler yapıyordu, gece derin maviydi, yıldızlar karanlıkta parlayan altın külçeler gibi. Gecenin renklerini gördü orada, gündüz ise sarıya bürünüyor, kükür, limon, soluk sarı ve altın sarısı [1].|
Rhone’da Yıldızlı Gece/Vincent van Gogh/1888 [4] |
Daha sonra Gauguin, Van Gogh’un yanına Arles’e gitti. Van Gogh çok mutlu olmuştu. Şarap, kahve içip resimler yapıyorlardı. Birlikte çok güzel işler yapsalar da bir süre sonra sorunlar yaşamaya başladılar, Gauguin sert mizaçlı biriydi.
Van Gogh makine gibi çalışıp ayda yaklaşık 50 resim yapıyordu, son zamanlarında bu sayı giderek artacaktı. Ama resimleri bir türlü satılmıyordu [1].Bu resmi o dönem yaptı: “Bağbozumu/Kırmızı Üzüm Bağları”. Yaşarken satılan tek resmidir. Bu resim de hayatının son zamanlarında satıldı. “Bir resim satsam dünyalar benim olacak.” diyen Van Gogh bu resmi [7] satıldığında sevin(e)medi. Resmi Belçikalı ressam Anna Boch 400 franga satın aldı. Resim şu an Moskova Puşkin Müzesi’nde.
Bu dönemde Gauguin’le yine tartıştılar. Bu tartışma oldukça şiddetli bir tartışmaydı. Van Gogh, Guguin’e bıçak çekti. Sonrasında Gauguin evi terk etti ve geceyi bir otelde geçirdi. Van Gogh da o sinirle elindeki bıçakla kulağının bir kısmını kopardı.
Daha sonrasında Gauguin ile iyice koptukları sırada, Theo kendisini ziyarete geldi. Van Gogh sara hastasıydı, aynı zamanda melankolik bir ruh hali ve manik depresif (bipolar) kişilik bozukluğu gibi çeşitli hastalıkları vardı. Hastalığının bilincindeydi [1].
|
Prisoners Exercising/Vincent van Gogh/1890 [1] Prisoners Exercising/Gustave Doré/1872 [1] |
Buradaki resimlerden sağdaki, Fransız sanatçı Gustave Dore’un Londra Newgate Hapishanesi’ndeki mahkumların egzersizini gösteren 1872 yapımı “Prisoners Execising” adlı gravürü, soldaki de Van Gogh’un aynı adlı gravürden etkilenerek oluşturduğu 1890 tarihli resmi. Van Gogh burada ortadaki figürü kendisine benzetmiş. Resimde toplam 37 kişi görünüyor. Van Gogh bu resmi intihar ettiği yıl (37 yaşında) tamamlıyor. Buradan yola çıkanlar, buradaki 37 kişi ile Van Gogh’un yaşına bir gönderme yaptığını söylüyor. Ama Van Gogh’un intiharı daha önceden planlı bir şey değildi. O yüzden bu resimden böyle bir çıkarım yapılamaz.
Van Gogh’a Saint Remy’de Provence Bakımevi’ne yani bir akıl hastanesine gitmesini önerdiler, o da kabul etti. Burada da resim yapmaya devam etti. Krizleri artmıştı fakat bu dönem son derece aykırı resimler yaptı. Orada kardeşine yazdığı mektupta “Sevgili Theo, işlerim çok iyi gidiyor. Boyama saplantım, hasta olmadan bir iki gün önce başladı. Bir işçi olarak çalışmalarımda tamamen sarı renkler var. Son derece saf boyandılar ama içeriği güzel ve sade oldu. Onda ölümü görür gibi oluyorum. Ama bu ölümde hiçbir üzüntü yok. Büyükçe bir ışık hakim. Güneşin saf altından rengi ile parlayan bir ışık.” demişti. Van Gogh’un resimlerinde müthiş bir dinamizm hakimdir. Yerler, gökler, ağaçlar ve yıldızlar sanki doğanın diyalektik devinimini kanıtlar gibi hareket halindedirler [1].
Ömrü sefalet içinde geçen “Kimi kez kuru ekmeğimi kendim kazandım, kimi kez de bir dost, yüreğinin iyiliğinden, bir dilim ekmeği bana verdi.” diyen bir ressamın ölümünden yıllar sonra eserleri on milyon dolarlar ediyor.
1889’da son otoportresini yaptı. Sadece yüzünde sıcak renklerin kullanıldığı soğuk mavi bir resim yapmıştı. Dibe vurmuş bir insanın keskin bakışları. Şu portredeki duygu aktarımına bakar mısınız? Bakışları insanın içine işliyor [1].
| Vincent van Gogh/Self Portrait/1889 [3] |
|
Vincent van Gogh/Buğday Tarlası ve Kargalar/1890 [6] |
Van Gogh çok yalnızdı bu durum onu tüketip bitirmişti. 27 Temmuz 1890’da aşırı kaygılı bir gününde, “Buğday Tarlası ve Kargalar” resmini tamamlamasının sonrasında kendi göğsüne ateş etti. Her zaman resim yapmayı sevdiği buğdaylarla çevrili tarlaların ortasına yığıldı. İntihar ettiğinde bile tüm dertleri sona ermeyecekti. Ölüm döşeğinde “Bunu bile başaramadım, ölümü bile…” dedikten iki gün sonra yaşamını yitirdi.
“Bir gün mutlaka anlaşılacağım.” diyen ve bu umutla yaşayan Van Gogh, ölürken resimlerinin kendisinden sonra bu derece var olmaya devam edeceğini tahmin ediyor muydu acaba? [1].
“Gerçek olan şu ki, yalnızca resimlerimizi konuşturabiliriz.”
27 Temmuz 1890/Son Mektubu [1].
Kaynaklar:
[1] Arte, U. (2019). Umberto Arte ile Sanat (17. baskı). İstanbul: Destek Yayınları.
[2] Bal, N. (2021). Sanat Sosyolojisi. Hafıza Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi, 3(1), 129.
[3] Gogh, v. G. (1889). Self-portrait [Tablo]. https://artsandculture.google.com/asset/self-portrait/9gFw_1Vou2CkwQ?hl=tr adresinden alındı.
[4] Gogh, v. G. (1889). The starry night [Tablo]. https://artsandculture.google.com/asset/the-starry-night/bgEuwDxel93-Pg?hl=tr adresinden alındı.
[5] Gogh, v. G. (1890). The siesta (after Millet) [Tablo]. https://artsandculture.google.com/asset/the-siesta-after-millet/LwFmpmDARcicFQ?hl=tr adresinden alındı.
[6] Gogh, v. G. (1890). Wheatfield with crows [Tablo]. https://artsandculture.google.com/asset/wheatfield-with-crows/dwFdD5AMQfpSew?hl=tr adresinden alındı.
[7] K. 19.01.2022 tarihinde https://tr.wikipedia.org/wiki/Kırmızı_Üzüm_Bağı#/media/Dosya:Red_vineyards.jpg adresinden alındı.
[8] Popüler kültür. Türk Dil Kurumu Sözlükleri. https://sozluk.gov.tr adresinden alındı.
[9] Tanguy Baba’n. 19.01.2022 tarihinde https://tr.wikipedia.org/wiki/Tanguy_Baba%27nın_Portresi#/media/Dosya:Van_Gogh_-_Portrait_of_Pere_Tanguy_1887-8.JPG adresinden alındı.
[10] Y. 27.01.2022 tarihinde https://tr.wikipedia.org/wiki/Yüksek_kültür adresinden alındı.
Yazar: Ecem Gördesli
Editörler: Berna Kurt, Fatma Güldoğan
Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilSayın Ecem Gördesli:
YanıtlaSilSosyoloji okuyorsun çok güzel. Ama daha dün zorlama tanıdığın Van Gogh yerine 1980 lerde ''USA for Africa'' markası altında yürütülen halkla ilişkiler projesi üzerine araştırsan ve çalışsan bütün akademik kariyerin boyunca seni ihya edecek yükseltecek ve yetecek kaynağı bulursun.
Link atmak çok gereksiz kalır.
'USA For Africa'' Key Words
Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSil