İnsanlık olarak geçmişten günümüze kadar hayatta kalabilmek için farklı sorunlarla baş etmeyi öğrendik ve bu sayede yaşam sürelerimiz gün geçtikçe uzadı.Yaşam sürelerimizin uzamasında tıpta meydana gelen gelişmelerle birlikte hastalıkları yenmemiz çok kilit bir rol oynadı. Geçmişte insan yaşamını tehlikeye atan ve kitleler halinde ölümlerle sonuçlanan salgın hastalıklar da yaşam süremizi ve yaşam kalitemizi düşüren büyük sorunlar arasındaydı. Bu hastalıklar; mikroorganizmaların enfekte ettiği insanlardan, hayvanlardan, besinlerden, su kaynaklarından sağlıklı insanlara bulaşı sonucu toplumun büyük bir kısmını olumsuz etkilemekteydi. Bulaşarak hızla yayılan mikroorganizmaların oluşturdukları şiddetli enfeksiyonlarla ilk kez karşılaşan bağışıklık sistemimizin yeterince karşı koyamaması sonucu yüksek oranlarda ölümler meydana gelmekteydi.
I. Dünya savaşı başlangıcında Sırbistan’da meydana gelen Tifüs salgını nedeniyle 100.000 kişi, 1347 yılındaki Avrupa’daki Veba salgını nedeniyle Avrupa nüfusunun %25’i, 18. yüzyıldaki çiçek salgınlarında 60 milyon kişi, 1918-1920 yıllarındaki I. Dünya savaşı dönemine denk gelen İspanyol gribi sebebiyle 50 milyon kişi hayatını yitirmiştir [3]. Bu rakamlar salgın hastalıklar nedenli ölümlerin savaşlarda kaybedilen insanlardan daha fazla olduğunu göstermiştir. Yukarıda sayılan hastalıkların oluşturduğu pandemiler bugün için ortadan kalkmıştır. Enfeksiyon hastalıkları nedeniyle meydana gelen pandemilerin, ölümlerin, fonksiyon kayıplarının ve ağır durumların sona erdirilmesindeki en büyük gelişme aşıların keşfidir.
Aşılama koruyucu sağlık hizmetlerinin çok önemli bir bileşenidir. Hastalığı geçirmeyen sağlıklı kişilerin hastalığın önceden bilinmeyen olumsuz sonuçlarından korunması için hastalık etkenine karşı aktif bağışıklık kazanmasını sağlar. “The Athlantic” ve “National Geographic” gibi dünyaca tanınan dergilerdeki araştırmalarda aşılama, insanlık tarihinin en önemli 10 başarısından biri olarak yer almıştır [6]. Geçmişte insanlık için ölümcül olan veba, kızamık, çiçek, tifüs, kolera, grip gibi enfeksiyon hastalıklarının meydana getirdiği salgınlar bugün aşılamayla birlikte son buldu. Bu hastalıklara karşı bağışıklık kazanıldı.Bazı salgın hastalıklar aşılamayla dünya genelinde yok edildi. (Çiçek hastalığı) [2].
Aşılar1 sayesinde birçok enfeksiyon hastalığının dünya genelinde eradike edilmiş olmasına ve aşıların yüksek oranda koruma sağlamış olmasına rağmen aşı karşıtlığı da gün geçtikçe halk sağlığının önemli bir konusu haline geldi. Ülkemizde ilk önce çocukluk çağı aşıları ile başlayan aşı karşıtlığı günümüzde COVID-19 aşılarına karşıtlıkla beraber tırmanışa geçti.
Ülkemizde 2010 yılından sonra daha sık hale gelen aşı karşıtlığına baktığımızda 2011 yılında 183, 2013 yılında 980, 2015 yılında 5 bin 400, 2016 yılında 12 bin ve 2018’de 23 bin aile çocuklarına aşı yaptırmayı reddetti [2]. Bu rakamlar gün geçtikçe artmaya devam ediyor ve belirli hastalıklara karşı toplumda aşılanarak bağışık hale gelen insan sayısının azalmasıyla bu hastalıkların yeniden salgın oluşturma riskleri de giderek artıyor. Örneğin 2018 yılında dünya genelindeki kızamık vakalarının yüzde 30’luk artışının sebebi olarak aşı karşıtlığı gösterildi ve DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) kızamık aşısı yapılmazsa yılda 2,7 milyon çocuğun kızamık etkeninin verdiği hasar nedeniyle hayatını kaybedeceğini öngördü [5]. Hacettepe üniversitesinin yapmış olduğu araştırmaya göre 2018’de Türkiye’deki 12-23 ya da 15-26 aylık çocukların yalnızca %67’si yaşına uygun tüm temel aşıları oldu. Bu oran 2008 yılında %77 iken 2013’te %74 olarak gerçekleşmişti. Aşı karşıtlığı bu şekilde katlanarak ilerlerken toplumun aşılara karşı reddinin ve tereddütlerinin giderilmesi için çeşitli adımların hızla atılması gerekiyor. Aşı karşıtlığının sebeplerinin iyi bir şekilde anlaşılması ve kişilerin her birinin tereddüt ve ret nedenlerine yönelik uygun çözüm yöntemlerinin geliştirilmesi gerekiyor. Bu yazıda da aşı karşıtlığının tanımlanması, nedenleri, COVID-19 aşısı tereddüttü ve aşı karşıtlığı sorununun çözümüne yönelik konuşuyoruz.
Kavram Olarak Aşı Karşıtlığı
Aşı karşıtlığı kavramı, bazı aşıların mevcut olmasına rağmen yaptırılmaması durumu olan “Aşı Tereddüttü” ve tüm aşıları yaptırmaya karşı olan “Aşı Reddi” kavramlarını içine alan genel bir kavramdır. Aşı tereddüttü ve aşı reddi farklı kavramlar olarak ele alınsa da aşı tereddüdünün, aşı reddine giden yolda önemli bir basamak olduğunu söylemek yanlış olmaz bu nedenle aşı reddinin önlenmesinde aşı tereddüttü bulunan insanlara yönelik çalışmalar daha fazla önem taşımaktadır.
Aşı karşıtlığı karar olarak bireysel bir süreç olsa da etkileri bakımından tüm toplumu ilgilendirir. Aşı olan kişi hastalığa karşı geliştirdiği bağışıklıkla hastalığı hafif atlatırken toplumdaki diğer insanların da hastalık etkeniyle karşılaşma oranını düşürür.
Aşıya Neden Karşıyız?
Aşı karşıtlığının nedenleri incelendiğinde bir dizi farklı neden ortaya çıkmaktadır. Toplumu aşı karşıtlığına götüren nedenlere baktığımızda:
- Toplumun önde gelenlerinin aşılar hakkında uzman olmasalar dahi insanları yönlendirmesi
- Sosyal medya üzerinden dezenformasyona maruz kalma
- Sağlık çalışanlarının toplumu doğru ve yeterli bir şekilde bilgilendirmemesi
- Dini inanışlar
- Aşının içeriğine güvenmeme, (içinde toksik maddeler olduğuna inanılması)
- Aşının yan etkilerinden korkma
- Aşını kısırlık yapacağına inanılması
- Aşının ilaç firmalarının çıkarlarına hizmet ettiğinin düşünülmesi
- Ücretli aşılarda maliyetin karşılanamaması
- Hastalığın önemsenmemesi
- Tamamlayıcı tıbba aşırı umut bağlanarak salgın hastalıkların dahi doğal ürünlerle tedavi edilebileceğine inanılması veya hastalığı atlatarak doğal yoldan bağışıklık kazanma isteği
- Kendini risk grubunda görmeyerek rehavete kapılmak gibi etkenler sıralanabilir.
Yeni Koronavirüs Hastalığı (COVID-19) Ve Aşı Karşıtlığı
Salgın Hastalık dönemleri belirsizlik süreçleri olmaları nedeniyle bilgi kirliliğin ve güvensizliğin arttığı dönemler olarak süregelmiştir. Bilim insanlarının salgını yönetme sürecinde kamuoyunu yeterince bilgilendirememesi nedeniyle uzman olmayan kişilerin farklı yollarla toplum algısını etkilediği görülmüştür. COVID-19 sürecinde de insanların evde geçirdikleri sürenin artmasıyla birlikte televizyon ve online platformlardaki geçirdikleri süreler artmış, sosyal medyadan ve internetten bilgi alma süreci en yüksek seviyelere ulaşmıştır. COVID-19 aşılarına karşı tutumlarda sosyal medyadan elde edilen bilgiler daha da etkili olmuştur.
COVID-19 aşısı olma konusunda pozitif veya negatif yaklaşan kesimlerin genel motivasyonları süreç içinde bilim insanları tarafından araştırılmıştır. Avustralya’da COVID-19 aşısı yaptırma konusunda istekli olan kişilerin motivasyonları incelendiğinde “kendilerini ve başkalarını korumak”, “aşıya ve bilime inanç” ve “virüsün yayılmasını durdurmaya yardımcı olur” gibi etkenlerin öne çıktığı görülmüştür. COVID-19 aşısı yaptırmak istemeyenlerin bu kararında ise “geliştirme sürecinde aşının güvenliği ile ilgili endişeler” ve “potansiyel yan etkiler” önemli etkenler olmuşlardır.
Aşı geliştirme çalışmalarının COVID-19 sürecinde olağanüstü şartlarda hızlı bir biçimde olmasının halkı endişelendirdiği veya aşının küresel salgınları yenmedeki etkinliğinin verdiği güven gibi durumların aşı karşıtlığı veya aşıya güveni etkilediği düşünülmektedir. Herhangi bir aşı olunduğunda farklı mikroorganizmaların neden olduğu başka hastalıkları yenmenin kolaylaştığı ve onlara da bağışıklık kazanıldığı görüldüğünden COVID-19 döneminde de zatürre ve grip aşılarına olan talebin arttığı görülmüştür.
COVID-19 aşıları hakkında toplumun bakış açısını içeren çalışmalarda COVID-19 aşılarına karşı duyulan tereddütlerin nedenleri incelenmiştir. Bu çalışmalarda aşının insan DNA’sını değiştirmeyi hedeflediği, insanlara çip takılacağı, insanları kısırlaştıracağı ve nüfusu azaltma politikası güttüğü, salgının Bill Gates ve büyük aileler tarafından kurgulandığı gibi inançların var olduğu görülmüştür [1]. Salgın dönemiyle birlikte insanların hastalığa yakalanma korkusu nedeniyle birbirlerine ve şeffaf bilgi akışı olmaması nedeniyle hükümetlere, kurumlara olan güvensizliği artmıştır bunun sonucunda da kaynağı ve doğruluğu şüpheli olan şahıs ve yapıların aktardığı bilgiler insanların konu hakkında dezenformasyona maruz kalmasına neden olmuştur.
Unutulmamalı ki daha önce yaşanan tüm pandemiler2 ancak aşılama ile sona erdirildi. COVID-19 Aşı geliştirme çalışmalarının normal süreçlerden kısa sürmesinde yapay zekâ gibi teknolojilerin aşı gelişimini hızlandırması (örneğin virüs genomunun izolasyonunda yapay zekâ teknolojisinin kullanılması) ve olağanüstü koşullar rol oynadı. Aşı geliştirme süreci kısalsa da çok uzun yılların getirdiği bilimsel birikimler kullanıldı. Aşılar için istenen durumun minimum yan etkiyle maksimum koruyuculuğa sahip olması gerektiği unutulmamalıdır. Hiçbir aşı tamamen kusursuz değildir. Aşı virüsün vücuduna girmesini engellememektedir ancak sağladığı hücresel bağışıklık sayesinde hastalığın hafif atlatılmasını sağlamaktadır. Sağlık personellerinin toplumu COVID-19 aşıları hakkında doğru bir biçimde aydınlatması, COVID-19 aşı karşıtlığının azaltılmasında, salgının sona ermesinde kilit role sahiptir.
Aşı Karşıtlığı Nasıl Azaltılır?
Giderek artan aşı karşıtlığının halk sağlığını tehdit etmesi nedeniyle dikkatle ele alınıp çözümlenmesi gerekiyor. Bu konuda farklı ülkelerin sorunu çözmede farklı yöntemler izlediği görülmektedir ancak temel olarak iki yaklaşım bulunmaktadır:
1. Aşılamanın yasalarca zorunlu tutulması ya da aşı olmayanlara yaptırım uygulanması
Farklı ülkelerde çocuklarına aşı yaptırmayı kabul etmeyen ailelere yaptırımlar uygulanmaktadır ve belirli aşılar yapılmadan çocuklar okula alınmamaktadır. Fransa, çocuklar için 11 aşı ile aşılamayı zorunlu kılmıştır ve aşılanmamış çocukların kreşlere veya okullara kaydı alınmamaktadır. Avustralya’da aşılanmamış çocukların ebeveynlerine, yardım ödemeleri yapılmamaktadır.
2. Aşı karşıtlarının ikna edilerek aşılamanın yapılması
Genellikle ikinci yaklaşımın daha çok uygulandığı ve kişilerin güveni kazanılarak ilerlemenin daha yararlı olduğu düşünülmektedir. Aşı tereddüttü veya aşı reddinin ikna yoluyla çözülmesinde sadece sağlık bilimcilere değil aynı zamanda sosyal bilimcilere, davranış bilimcilere, hükümetlere, teknoloji şirketlerine, (Facebook, Twitter) toplumun önde gelen kesimlerine de aşı karşıtlığının nedenlerini doğru anlamak ve çözümlemek açısından çok önemli sorumluluklar düşüyor [4].
Çocukluk çağı aşılarına karşı güvensizlik duyan ebeveynlerin tereddütlerini giderme konusunda hemşire, ebe, çocuk doktorlarının durumu iyi anlayarak ebeveynleri bilgilendirmesi, kaygılarını azaltması çok önemlidir. Ebeveynlerin çocuklarını içgüdüsel olarak koruma isteğiyle yaklaştığı unutulmamalıdır.
Aşı reddinin azaltılmasına yönelik çalışmalarda toplumun reddetme nedenleri farklı olduğu için geliştirilecek stratejiler de farklı ve her kişiye özgü olmalıdır. Bu nedenle farklı gruplara yönelik olarak toplumun önde gelenlerinin aşı konusunda yayınlar yapması, liderler ve dini şahsiyetlerin topluma öncülük etmesi, sosyal medya üzerindeki bilgi kirliliğinin azaltılması, aşının içeriğine dair bilgilerin; sağlık ocakları, hastaneler, kreşlerde broşür ve pankartlar asılarak anlatılması gibi çözümler uygulanabilir. Aşı olan kişilere ödül verilmesi gibi uygulamaların da aşıya teşviki sağlayacağı düşünülebilir.
Sorular
- Aşı olmamak bireysel özgürlük müdür? Toplumun geriye kalanını etkiler mi?
- Sizce hükümetlerin temel bazı aşıları zorunlu tutması ve olmayanlara yaptırım uygulaması doğru mudur? Yoksa kişilerin isteğine mi bırakılmalı?
- COVID-19 aşıları hakkında yeterli bilgilendirme yapıldığında aşı olur musunuz?
(Yazı ve sorular hakkında görüş ve önerileriniz için yorum yapabilir veya bize ulaşabilirsiniz.)
Kelime Listesi
1 Aşı, virüs ve bakterilerin doğrudan canlılıkları azaltılmış, inaktive halde veya bu mikroorganizmaların protein, kapsid, DNA, RNA gibi materyalleriyle hazırlanan sağlıklı bireylere uygulanarak toplumun bağışıklık kazanmasını sağlayan biyolojik üründür.
2 Pandemi, daha önce karşılaşılmayan bir enfeksiyon etkeninin sebep olduğu tüm dünyayı etkileyen ve insanlar arasında kolayca yayılan salgındır.
Kaynaklar
[1] Akyüz, S. S. (2021). Aşı karşıtlığı ve şeffaflık algısında iletişim pratikleri ve siyasal aidiyetlerin rolü. Yeni Medya Elektronik Dergisi, 5(2), 172-185.
[2] Çıtak, G. & Aksoy, Ö. D. (2020). Aşılamada önemli bir engel: aşı reddi. ERÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi, 7(2), 15-20.
[3] Derman, O. (2021). Tarih boyunca insanlığın salgın hastalıklarla mücadelesi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi, 63(1-4), 26-31.
[4] Özata, Z. & Kapusuz, S. (2019). Aşı kararsızlığı ve aşı reddi konusuna sosyal pazarlama bakış açısından çözüm önerileri. Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 20(1).
[5] Tekinel, B. (2020). Tehlikeli olan hangisi? aşı mı, aşı karşıtlığı mı?. Aegean Journal of Medical Sciences, 2, 80-82.
[6] Yıldız, Y., Telatar, T. G., Baykal, M. H., Aykanat Yurtsever, B. & Yıldız, İ. E. (2021). Covid-19 pandemisi döneminde aşı reddinin değerlendirilmesi. Düzce Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 11(2), 200-205. doi: https://dx.doi.org/10.33631/duzcesbed.827142
Yazar: Muhammet Ali Şimşek
Editörler: Buse Sarı, Dilan Geyik, Özlem Salman

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder