Bilim Kurgu Türünün Oluşumu ve Evrimi
Bilim
kurgu, özellikle zaman yolculuğu, uzay ve gelecek ütopyaları gibi temaları
kullanarak gelişen teknolojinin ve bilimin insan hayatı üzerine etkilerine
odaklanan, yarattığı evrenler hayali de olsa anlattığı olayları bilimsel
mantığa ve varsayımlara uydurmaya çalışan bir kurgu türüdür. “Bilim kurgu”
ifadesi, 1920’lerde türün önemli isimlerinden Amerikalı yazar Hugo Gernsback
sayesinde popüler hale gelmişse de bilim kurgunun kabul edilen ilk örneği
Süryani yazar Samsatlı Lukianos tarafından yazılan “Gerçek bir Hikaye”dir [7].
Milattan sonra 2.yüzyılda yazılan eser, Cebelitarık Boğazı’nı geçip okyanusa
açılan denizcilerin şiddetli rüzgarlardan dolayı savrulup uzaya çıkmalarını ve
Ay’a iniş yapmalarını konu alır. Ay’a inen Romalılar, Ay Krallığı ve Güneş Krallığı
arasında geçen bir savaşın ortasında kalırlar [2]. Dönemin bilimsel verileriyle
ve uzay hakkında bilinenlerle kıyaslandığında mantıksallığı ve bilimselliği
tartışmaya açık olan “Gerçek bir Hikaye”, içerdiği temalarla bilim kurgunun
başlangıç adımı olarak gözükse de; taşıdığı “fantastik” ögeler sebebiyle birçok
otorite tarafından tam anlamıyla bilim kurgu olarak nitelendirilmemektedir. Bu
bağlamda, tamamen bilim kurgu olarak nitelendirilen eserlerin ortaya çıkışı 18.
ve 19. yüzyıl Sanayi Devrimi’ni beklemiştir.
17. Yüzyıldan Sanayi Devrimine
Diğer tarafta, 17. ve 18. yüzyıllarda
Avrupa’daki fikir hareketlerini kökten değiştiren ve modern bilimin
temellerinin atıldığı Aydınlanma Çağı, dönemin yazarlarını da bilim
kurgu-fantastik eserler vermeye itmiştir. Bilimin dünyadaki kötülükleri yok
ettiği fikrine dayanan, bilimsel gelişmelerle mutluluğa ulaşan bir halkın
anlatıldığı Francis Bacon’ın ütopik eseri Yeni Atlantis (1627), İzlandalı bir
çocuk ile annesinin Ay’a çıktıkları ve Dünya’nın hareketinin Ay’dan nasıl
gözüktüğünün anlatıldığı Johannes Kepler’in “Somnium” isimli eseri (1634) ve
Cyrano de Bergerac tarafından yazılan, roket yardımıyla uzaya çıkmak gibi
gelecekteki bilimsel gelişmelerle benzerlikleri olan olayların geçtiği “Öteki
Dünya: Devletlerin Komik Tarihi ve Ayın İmparatorlukları” dönemin en önemli
eserleridir [5].
Nihayetinde
bugünkü anlamıyla bilim kurgu türü, Sanayi Devrimi’nin toplumsal etkilerinden
esinlenen ve eserlerinde teknolojinin gelecekteki sonuçlarını kurgulamaya
çalışan entelektüeller tarafından
Batı’da ortaya çıkmıştır [7]. Birçok araştırmacı, bilim kurgunun bilinen
anlamıyla ilk örneğinin Mary Wollstonecraft Shelley tarafından yazılan “Frankestein: or, The Modern
Prometheus” (1818) isimli roman olduğunu savunur. Romanda, bilim adamı Victor
Frankestein’ın, çeşitli ceset parçalarını bir araya getirerek ve dikerek
ardından yüksek düzeyde elektriğe maruz bırakarak insan gibi akıllı ve düşünebilen
ama çirkin görünüşlü bir yaratığı dünyaya getirmesi anlatılır. Kurgulanan
hikaye, devamlı bilimsel mantığa oturtulmaya çalışılır ve açıklanamayan yerler
“bilinmemesi gereken teknikler” olarak Victor tarafından okuyucudan saklanır.
Devrimin etkisiyle türe olan ilginin hiç olmadığı kadar yüksek olduğu Birleşik
Krallık ise 20.yüzyılın; uzay yolculuğu, zaman yolculuğu, ütopya, distopya ve
uzaylılarla temas gibi bilim kurgu temalarını zirveye çıkarmıştır [7]. Victorya
Dönemi’nin en ünlü yazarlarından H.G. Wells; bilim kurgu edebiyatındaki ilk
zaman yolculuğu öykülerinden birinin anlatıldığı “Zaman Makinesi” (1895),
görünmezliği icat eden bilim adamı Dr. Griffin’in başından geçenlerin
anlatıldığı “Görünmez Adam” (1897) ve Marslıların Dünya’yı işgalinin anlatıldığı
“Dünyaların Savaşı” (1898) gibi romanlarıyla İngiliz bilim kurgu yazarlarının
önderlerindendir.
Pulp Dergileri ve Altın Çağ
Toplumun okuma alışkanlıklarındaki değişim ve 1880’lerde başlayan dergi furyası, bilim kurgunun da farklı bir kabuğa bürünmesine olanak sağlamıştır. 1896’lardan 1950’lerin sonuna kadar süren, kağıt hamuruna basılan “Pulp dergileri”, basımının ucuzluğu ve kolay okunabilirliğiyle kısa bilim kurgu öyküleri daha geniş kitlelere ulaştırmış ve türün en ünlü isimleri de dahil olmak üzere birçok bilim kurgu yazarı öykülerini bu dergilerde yayınlama imkanı bulmuştur. 1882’de ucuz roman formatında basılmaya başlanan ve 1896’da tamamen bilim kurgu üzerine odaklanan “The Argosy” bilinen anlamıyla ilk Pulp dergisidir [1]. Ayrıca yine aynı dönemde türün hitap ettiği kitle, yetişkinlerden gençlere kaymış ve 1920’lere varıldığında, bilim kurgu literatürünün büyük bir kısmı Amerikan kontrolüne geçmiştir [7]. 1938’lerden 1946’lara kadar süren dönem ise “Bilim Kurgu’nun Altın Çağı” olarak nitelendirilir.
Altın Çağ’ın başmimarı 1926’da yayınlanmaya başlayan “Amazing Stories” dergisinin editörü Hugo Gernsback’tir. Türe yaptığı katkılarla birçokları tarafından “Bilim Kurgunun Babası” olarak da adlandırılan Gernsback, ayrıca 1953 yılında Dünya Bilimkurgu Topluluğu tarafından en iyi bilim kurgu ve fantezi eserlerinin seçildiği “Hugo Ödülleri”ne de ismini vermiştir [4]. Diğer önemli isimlerden biri ise “Astounding Science Fiction” dergisinin editörü John W. Campbell, Jr.’dır. 1982’de çıkan ünlü bilim kurgu-korku filmi “Şey”in esin kaynağı olan “Oraya Kim Gider” (1938) gibi eserlere de imza atan Campbell, özellikle Robert Heinlein, Isaac Asimov, Theodore Sturgeon gibi başarılı yazarların yazılarını da yayınlayarak bilim kurgu literatürüne büyük katkıda bulunmuştur [7]. 6 tane Hugo ödülü ve yine bilim kurgu-fantezi eserlerine verilen 3 tane de Nebula ödülü olan biyokimyager ve yazar Isaac Asimov, Galaktik İmparatorluk’taki sanatkar ve mühendislerin bilgi birikimini korumayı ve geliştirmeyi amaçlayan bir organizasyonun kuruluşunu konu alan “Vakıf” serisi gibi günümüze kadar varlığını çeşitli görsel ve sesli medya ögelerinde de sürdürebilmiş olan eserleriyle Altın Çağ’ın önde gelen yazarlarındandır.
Distopyalar ve Sinemanın Yükselişi
2. Dünya Savaşı öncesi bilim kurguda halihazırda rastlanan distopya temaları, iki büyük savaşın etkisiyle farklı bir boyut kazanmış ve geleceğe dair umutsuz hava, savaşın toplumsal etkilerinin kurgusal düzlemdeki etkileri ve Soğuk Savaş paranoyası distopik eserlerde artışa yol açmıştır. İki savaş arasında, Aldous Huxley tarafından yazılan; insanlığın tamamen mutlu ve sağlıklı olması için aile, kültür, sanat, edebiyat gibi değerlerin yok edildiği, hedonistik bir toplumun resmedildiği “Cesur Yeni Dünya” (1932), George Orwell tarafından yazılan; 1984 yılının distopik otoriter tek parti rejiminin yönetimindeki Londrası’nda halkın propaganda, beyin yıkama ve manipülasyonlarla tektipleştirildiği ve “Büyük Birader” gibi günümüz popüler kültüründe de varlığını sürdüren kavramlara ev sahipliği yapan “1984” (1949), Ray Bradbury’nin kitap okuyan insanların yok edildiği ve kitapların yakıldığı bir gelecekte geçen distopyası “Fahrenheit 451” (1953) distopik bilim kurgunun en çarpıcı örnekleridir. 2. Dünya Savaşı’nda kullanılan atom bombası ve 1957 yılında Sovyetler tarafından yörüngeye fırlatılan, Dünya’nın ilk yapay uydusu Sputnik I, halkın bilim kurgu türüne olan merakını da artırmıştır.
Yazılı eserlerin yanında bilim kurgu türü, etkilerini 20.yüzyılın başlarında sinemada da göstermeye başlamıştır. 1902’de çekilen “Le Voyage dans La Lune” (Ay’a Seyahat), sinema tarihinin ilk bilim kurgu filmi olarak kabul edilir. Georges Méliès tarafından yönetilen film, bir bombardıman silahı yardımıyla Ay’a fırlatılan astronotların oradan kaçmaya çalışma maceralarını anlatır ve toplamda 15 dakika sürmektedir. Kullandığı görsel efektler ve daha önce beyaz perdede anlatılmamış hikayesiyle gösterime girdiği dönemde büyük bir ilgiyle karşılanmış ve bilim kurguya olan merakı sinemaya taşımıştır. Ay’a Seyahat’i, bir saatlik altı bölümden oluşan, çılgın bir bilim adamı tarafından yaratılan yapay bir insanın yaşadıklarının anlatıldığı Alman sessiz mini dizisi “Homunculus” (1916) ve yeraltında makinelerle yaşayan bir alt sınıf ile yukarıda rahat bir yaşam süren yönetici sınıf arasındaki çatışmayı anlatan Metropolis (1927) takip etmiştir. Günümüz sinemasının en popüler bilim kurgularından “Yıldız Savaşları” serisindeki C3-PO karakterine de ilham kaynağı olan, Metropolis’in başrolü Maria, uzun metrajlı filmlerdeki ilk robottur [3]. 1931’de ise ilk korku-bilim kurgu filmlerinden biri olan Frankenstein (1931), Mary Shelley’nin romanının beyaz perdeye aktarımıdır. Ardından 30’lu ve 40’lı yılları yine korku öğelerini bilim kurguyla birleştirme yoluna giden, özellikle çılgın bilim adamlarının anlatıldığı filmler takip etmiş, daha sonrasında Soğuk Savaş paranoyası; uzaylı istilası, yabancı varlıkların Amerika’yı işgali gibi temaları konu alan filmlerde artışa yol açmıştır.
Yeni Bir Kültür Olarak Bilim Kurgu
Bilim kurgunun günümüz popüleritesine yükselişi 1960’ları bulmuş, Amerika’da özellikle siyasi aktivitizmin ve gelecek kaygılarının zirve yaptığı yıllarda bilim kurgu farklı bir boyuta geçerek kendi “küçük ama tutkulu takipçi kitlelerini” yaratmaya başlamıştır [6]. Mars’ta doğan ve burada yetiştirilip genç yaşta Dünya’ya giderek insan kültürünü anlamaya çalışan Valentine Michael Smith'in hikayesinin anlatıldığı “Yaban Diyarlardaki Yabancı” (1961), yıldızlararası bir imparatorluğun içerisindeki güçlerin, yaşamı uzatan bir ilacın tek kaynağı olan Arrakis gezegenini ele geçirme mücadelesini farklı boyutlarla anlatan Dune (1965), kendi tutkulu takipçilerini yaratan ilk bilim kurgu öyküleridir. Amerikan bilim kurgusu özellikle bu dönemde, artan siyasi hareketliliğin de etkisiyle toplumsal normların ve değerlerin sorgulandığı, teknolojiye olan kuşkucu yaklaşımın izlerinin bol bol rastlandığı bir türe evrilmiştir. 1966'da yayınlanmaya başlayan “Uzay Yolculuğu” dizisi, 3. Dünya Savaşı sonrası, galaksideki tüm canlıların birleşerek bir federasyon kurdukları kurgusal bir evreni anlatırken yer yer emperyalizm, sınıf kavgası, ırkçılık, insan hakları ve teknolojinin etkileri gibi konulara da değinmiştir. Ardından Stanley Kubrick’in yönettiği “2001: Uzay Yolu Macerası” (1968) insan evriminin dünya dışı varlıklar tarafından yönlendirildiğini anlatarak seyirciye evrimdeki bir sonraki adımın ne olduğunu düşündürmüş ve bolca dini mesajla bilim kurgu türüne unutulmayacak bir iz bırakmıştır.
Bilim kurgunun tüm dünyaya yayılmasını sağlayan ve türün özellikle Hollywood’daki hakimiyetinin başmimarı olan film, George Lucas tarafından yönetilen “Yıldız Savaşları”dır (1977) [6]. Kendi hayran kitlesini yaratmada rakiplerinin de üstüne geçen Yıldız Savaşları, çeşitli adaptasyonlar, devam filmleri, video oyunları ve dizilerle günümüze kadar ulaşmıştır. George Lucas’ın başarısından sonra Steven Spielberg tarafından yönetilen “Üçüncü Türden Yakınlaşmalar” (1977) ve “E.T Extra-Terrestrial” (1982) da gişe rekortmeni filmler arasına girerek bilim kurguyu günümüzdeki konumuna taşımışlardır. Sonuç olarak bilim kurgu, literatürdeki ilk örneklerinden günümüze kadar çeşitli kalıplara girerek; teknolojinin insan hayatına etkilerini, bizi insan olarak diğer canlılardan farklı kılan özellikleri, sosyo-kültürel değerlerin subjektifliğini, ırkçılık, sosyal statü ve bilinç gibi kavramları, özgür iradenin varlığını, insan doğasını, keşfetme arzusunu ve diğer çeşitli konuları, fütüristik fenomenler kullanarak anlatma yoluna gitmiş, günümüz sesli ve görsel medyasının vazgeçilmez bir parçası olmuştur.
Kaynaklar
[1] Ashley, M. (2005, Mayıs) “Mike Ashley's 'The Golden Age of Pulp Fiction”. The Pulp Magazines Project. [Website Post] 11.12.2021 tarihinde https://www.pulpmags.org/contexts/essays/golden-age-of-pulps.html adresinden alındı.
[2] D’Anastasio, C. (2016, 16 Ağustos) “The Earliest Science Fiction“. Vice [Website post]. 11.12.2021 tarihinde https://www.vice.com/en/article/bmj4wv/the-earliest-science-fiction adresinden alındı.
[3] Dirks, T. “Science Fiction Films”. filmsite. [Website Post] 15.12.2021 tarihinde https://www.filmsite.org/sci-fifilms.html adresinden alındı.
[4] Kelly, M. R. (2021, 6 Ekim) “Hugo Awards” science fiction awards database. [Website Post] 1.12.2021 tarihinde http://www.sfadb.com/Hugo_Awards adresinden alındı.
[5] Masterclass staff (2021, 1 Eylül) “What Is Science Fiction Writing? Definition and Characteristics of Science Fiction Literature”. Masterclass [Website Post] 11.12.2021 tarihinde https://www.masterclass.com/articles/what-is-science-fiction-writing-definition-and-characteristics-of-science-fiction-literature#hard-science-fiction-versus-soft-science-fiction-whats-the-difference adresinden alındı.
[6] Roberts, A. (2005). “Science Fiction”. Birleşik Krallık: Routledge.
[7] Sterling, B. (2021, 4 Ağustos) "science fiction". Encyclopedia Britannica [Website post]. 9.12.2021 tarihinde https://www.britannica.com/art/science-fiction adresinden alındı.
Yazar: Batuhan Sarıtaş
Editörler: Berna Kurt, Fatma Güldoğan, Göktuğ Gürbüztürk
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder